Capture

Spagetti Organizasyon kavramı ile birkaç sene önce bir yönetim toplantısı esnasında tanışmıştım. İlk duyduğunca o kadar ilgimi çekmişti ki daha önceki yazılarımdan “Spagetti Organizasyonları” nda kısaca ele almıştım. Biraz bu yazıdan alıntı ve yeni öğrendiklerimle zenginleşen bir yazı daha kaleme almak istedim.

Spagetti organizasyonunun temelinde bürokrasi karşıtlığı ve herkesin şirketin sahibi olması fikri yatıyor. Aynen spagetti gibi karışık ama bütünleşik olmasından dolayı böyle bir isimlendirilme yapılmış. Kolind, işitme cihazı üreticisi Oticon’da liderlik yaptığı üç yılda Spagetti şablonunu uygulamış ve şirkette devrim yapmış.

Adı spagetti çünkü, spagetti gibi biraz karmaşık görünse de, bir bütünleşme, kaynaşma, iç içe geçme söz konusu. Lars Kolind’in Oticon’da uyguladığı ‘The Spagetti Organisation’ şöyle işliyor:

1. Görev tanımı yok. Herkes istediği, en iyi yapacağına inandığı işi yapıyor.
2. Patron, müdür, şef veya herhangi bir unvan yok. Yapılacak tüm işlerin listesi çıkarılıyor ve hepsi için teker teker gönüllü aranıyor. Kimsenin yapmak istemediği işler açıkta kalırsa, gerçekten gerekli mi diye bakılıyor. Gereksizse o iş ortadan kaldırılıyor, gerekliyse ve kimse yapmak istemiyorsa, dışarı veriliyor.
3. Çalışma odası, departmanlar yok. Geniş tek bir alanda herkes her gün istediği yerde oturup çalışabiliyor. Bilgisayara şifrenizi girince hangi masada çalıştığınızın bir önemi kalmıyor. Oticon’da tamamen kağıtsız çalışma ortamı yaratılmış.
4. Bütçeler, planlar yok. Lider hedefini, nereye ulaşacağını önceden belirlerse, plana projeye ihtiyacı yoktur. 1,5 saat süren toplantılar yerine ayaküstü 15’er dakikalık toplantılarla tüm işler yürür. Yatay bir organizasyon olduğu için herkes lidere rapor eder veya öyle hisseder.

“Spagetti organizasyon” 21. yüzyıla ait esnek organizasyon yapısını temsil eden metaforlardan biri aslında. Spagetti karmaşanın harmonisini temsil ediyor.Spagetti karmaşanın harmonisini temsil ediyor. Spagetti organizasyon kurumlarda dinamik yapılanmanın ve inovasyonun önemine işaret ediyor. Sürekli yenilik, değişim ve inovasyon gerektiren sektörlerde denenmesi gereken radikal bir model bana biraz holokrasiyi andırmadı da değil hani. Biraz mevcut düzene karşı çıkma, hiyerarşiyi yerle bir etme, yalınlık, sadelik, gereksiz yüklerden kurtulma da işin cabası.

Herşeyi sıfırdan tasarlamak ve paradigma değişimi yaratmak için güzel bir öneri holokrasi gibi büyük kurumsal şirketlerde ne şekilde hayata geçer ve de geçerse başarılı olur mu bilinmez. Şirketleri bekleyen en büyük risklerin başında büyüme ile gelen hantallaşmanın, bürokrasinin ve karar almada esneklik kaybına karşı hap reçete sunan bu organizasyon modeli yenilikçilik, esneklik, inovasyon ve hızlı hareket etmek gibi öne çıkan cazip yanları bulunuyor.

Açıkçası dinamizmi gittikçe artan iş çevresinde değişen koşullara adapte olabilmek için spagetti organizasyon şeklinde olduğu gibi biraz kaotik bir yönetim tarzı benimsenebilir. Her ne kadar Kolind, bu sistemi uyguladığı şirkette ve danışmanlık yaptığı şirketlerde başarılı sonuçlar almış olsa da yönetimi zor gibi görünen organizasyon modeli yeni nesil start up tarzı girişimlerin önünü açıp daha hızlı büyümesini de sağlayabilir gibi duruyor.

Ben özellikle toplantı kısmını çok sevdim ayakta olduğunda toplantının uzama ihtimali de belirgin bir şekilde azalacaktır diye düşünüyorum.

Ezgi

Yazar

Yorum Yaz