İK ile ilgili katıldığım organizasyonlar kendimi yenilememi ve ilham almamı sağlıyor. Tabi ki her konuşmacı aynı etkiyi bırakmıyor ama MCT nin 11-12 Şubat tarihlerinde düzenlediği İK zirvesinin özellikle ilk günü bana çok iyi geldi. O gün orada duyduklarımın, öğrendiklerimin ve hissettiklerimin hepsini yansıtabilmem elbette mümkün değil ama en azından ana noktalar üzerinden size bir fikir vermeye çalışacağım. İki günden bana kalan bolca okunacak kitap, araştırılacak konu, takip edilecek kişi oldu.

Açılışı William Isaacs yaptı. Ortak akılla çalışma sanatını kullanarak liderlik ve değişimi anlatan Isaacs’in odak noktası parçalardan bütün elde etmek ve sürdürülebilir kolektif liderliği harekete geçirmek. İki gün boyunca ara ara sürekli sahnede aynı temalar üzerinden konuşmacıların aktardıkları ile de birleştirerek üzerinden geçtik.

 

Benim en etkilendiğim konuşmacılardan biri kesinlikle Dr Rama Mani oldu..Mercan Dede nin eşsiz müziklerinin de bu etki de payı olmadı değil..Rama bir şair ve performans sanatçısı.Sahneye çıkışı ,sahnedeki duruşu ve inişi de ayrı bir performans oldu.Rama bize liderliğin kalbinin 4 armağanından bahsetti.”The Heart of Leadership/The Art of Transformation” .Sırası ile bilinç, cesaret,yaratıcılık ve bağlantılılık.Hepimizde olan bu özellikleri kendi içimizde keşfetmemiz gerektiğini ileten Rama renklerle liderliğin bu dört farklı yönünü; bizi hayata nasil bagladiginin masalsı bir şekilde bizlere aktardı.Her armağanda ayrı bir hikaye,ayrı bir kişilik ayrı bir sunum sergiledi.Mevlana’nın “Sevdiğimiz güzellik yaptığımız güzellik olsun” sözlü ile konuşmasını tamamladı.

 

Washington Post muhabiri Brigid Schulte “Modern zamanlarda Gerçekten Var Olmak” temalı konuşmasında  “iş, aşk ve oyun için kimsenin zamanı yokken bunalma” konusundaki araştırmalarını aktardı.Zamanın aslında bir güç olduğunu ve yönetilemeyeceğini aktararak başladı ve ekledi ama kendimizi yönetebiliriz.Yeni çağın sorunu olan zaman yönetimini öncelikler- değerler -beklentiler üçgeninde boyutunda ele aldı.Hepimiz çok meşgulüz diye endişeleniyoruz ve bir çok şeyi kaçırıyoruz diyen Schulte hepimizin ilham anlarına ihtiyacı olduğunu belirtiyor.Bu ilham anları yaratıcılık ve uyum yakaladığımız anlar olmalı.Kendi deyimiyle “zaman konfetisi” olarak tanımladığı günlerinden onu alıp çıkaracak yolculuk bir zaman kullanımı araştırmacısının tüm Amerikalı kadınlar gibi onun da haftada 30 saat boş zamanı olduğu konusunda ısrar etmesiyle başlamış.Konuşmasında verdiği 2 örnek oldukça hoştu ilki Mark Twain’in Tom Sawyer’ı yazdığı sene bütün yaz otların üstünde yazıp gök yüzüne bakmış hiçbir şey yapmadan ve o yaz sonunda Tom Sawyer ortaya çıkmış.Diğer örnek ise trende 4 saat mahsur kalan J.K. Rowling’in bu 4 saatte trenden dışarı hiçbir şey yapmadan baktığını ve bu 4 saat sonunda Harry Potter karakterlerinin birçoğunun zihninde oluştuğundan bahsediyor.Tüm bunları en çok satanlar listesine giren ‘’Overwhelmed:Work, Love, and Play When No One Has the Time’’ adlı kitabında toplayan Brigid,bunalma duygusunun üstesinden gelmek ve zaman araştırmacılarının Zaman Sükuneti (Time Serenity)
olarak adlandırdığı duruma erişmek için, performans ve motivasyon bilimiyle ilgili araştırmaları da kitabında irdeliyor.Bende durdum düşündüm en son ne zaman yapılacak işler,kafamda binbir düşünce olmadan hiçbir şey yapmadan o anın tadını çıkardım acaba ?

 

Psikolog, profesör ve yazar olan Prof. Carol Gilligan, Harvard University Press tarafından “devrim başlatan küçük kitap”olarak tanımlanan, çığır açan kitabı “In a Different Voice” ile tanınıyor.”Kadın ve Erkeğe Dair Tüm Bildiklerinizi Unutun” isimli konuşması özellikle içinde bulunduğumuz Türkiye gündeminde kadının kendini toplumsal baskılar nedeni ile nasıl gördüğünü ve aslında olması gerekeni bize aktardı.Gilligan’a göre “Empati,zihin okuma ve iç sezgi bunlar karşılıklı anlayışın yapı taşlarıdır Sezgi ve baskasi ile iliski kurabilmek genlerimizde yazilidir boyle hayatta kaliyoruz Büyüdükçe tehlikeye düşüyoruz. Zihnimizi değil beynimizi kullanıyoruz ve büyüdükçe beynimize birçok şey sokuluyor.Kitabımda kadının sesinden bahsediyorum. Bağımsız olma, ilişkilerde bağımlı olma konularına değiniyorum.Toplumsal cinsiyetler bizi yanlış seçeneklere yönlendiriyor” hislerimiz yokmuş gibi davranmak bir bakıma sorumluluklardan kaçmaktır” İnsan doğasına dair yanlış bir hikaye anlatıldığını ve insan yeteneklerinin erkeksi ve kadınsı olarak ikiye bölündüğünü aktaran Gilligan kadının gerçek düşüncelerini anlamak için, sesin altındaki sesi dinlemek gerektiğini aktarıyor.

 

2013 yılının önde gelen 50 küresel yönetim düşünürü arasında yer alan Prof. Celia de Anca,”Farklı Kimliklerle Varlık Gösterme Sanatı” adlı konuşmasında farklı olmanın bir cesaret işi olduğundan ve farklılıkları gösterebilmek için yeteneğimiz olması gerektiğinden bahsetti.”Gelişmek ve artmak için yalnız olmamız gerekiyor aynı zamanda eyleme geçmek istiyorsanız diğerlerine ihtiyacınız var” diyen de Anca “Doğduğumuz andan itibaren bize kimlikler yükleniyor,büyüdükçe hepimiz kendi kimliklerimizi seçiyoruz.Kimlikler bireylere yapışan ve kısıtlayan bir şeydir. Kimliği anlamlandırmak ve genişletmek gerek.Kendi kimliğimizi fark etmek ve diğer insanlar tarafından fark edilmek çok önemli.Cesaretli ol. Fark et ve farkedil. Ama senin eşsizliğin, tek olma çaban, ortak faydaya katkı sağlıyor mu ? diyerek derin düşünceler içinde bıraktı bizi.

 

Uluslararası iletişim danışmanı olan Susan Huskisson,”İletişim Performansınla Fark Yarat!” sunumunda aslında iş hayatında her an sahnede olduğumuzu aktardı..”İnsanlar var oldukları zaman etki yaratabilirler” diyen Huskisson bir şey söylemeden de beden dilimizle aslında çok şey söylediğimizin ve varolmamız için gereken her fırsatı değerlendirmemiz gerektiğinin öneminden bahsetti.Yetkin olmanın özgüvenli olmakla aynı şey olmadığını ; güvensiz olduğumuz zamanlarda farkında olmadan kendimizi küçülttüğümüzü ve karşı tarafa da bu mesajı yansıttığımızdan söz etti.Konuştuğunuz her an, liderlik için açık arttırma yaptığımızı aklımızdan çıkarmamamız gerektiğini de ekledi.

Koreograf, performans sanatçısı ve eğitmen olan Arawana Hayashi’nin yaptığı çalışmaların esas kaynağı, doğaçlama ve uyum.Sahnedeyken içinde bulunduğu huzur ve dinginlik bana da geçti.“Ben” Olurken “Dünyalı” da Olabilirsiniz!” isimli konuşmasında bedenimiz evimiz olduğundan ve bedenimize odaklandığımız zaman her şeyin daha kolay bir hale geleceğinden bahsetti.Farkında olarak hareket etmenin,güçlü bir enerjiye sahip olmanın hem bireysel hem de toplumsal anlamda fark yaratmanın ilk adımı olacağından bahsetti.

 

Tanyer Sönmezer her sene olduğu gibi bu sene de enerjisi ve farklı sunumu ile oldukça keyifli bir konuşma yaptı.“Sahne Üzerinde Olmadan Sahnede Varlık Gösterebilmek” sunumu sahneye kurulmuş bir ofis ortamı ile açıldı.Liderler ortada yokken sözleri, hikayeleri, ritüelleri, sembolleri ve yaratılan türlü mitlerle anıldığını ve aslında bu mitlerin  liderin gerçekten aktardıkları yada söylemek istedikleri ile hiç ilgisi olmadığını belirtti.

George Binney konuşmasına bizi “Sıradan Kahramanlığa” davet ederek başladı.Liderlikle ilgili çok önemli ve de kesinlikle çok doğru bir noktaya değindi “Olabildiğiniz lideri olun,olmasını gerektiğini düşündüğünüz lideri değil.” Konuşmasının üçana noktası vardı.*Kendi başınıza var olamazsınız. *Başka insanlar olduğu sürece yönetebilirsiniz *İlişkiler görevlerden önce gelir.

Dünyanın en önde gelen “hedef haritalama” başarı sisteminin yaratıcısı, ilham veren bir konuşmacı, yazar ve eğitmen olan Brian Mayne başarıya dair doğruları sade bir dille ve kendi yaşam deneyimlerinden çarpıcı örnekler vererek paylaştı.Hayat hikayesinden etkilenmemek mümkün değil kesinlikle.Tüm disleksikler gibi kendi başarı hikayesini kendi yazmış Mayne.Pozitif bakış açısına sahipseniz, pozitif düşünceleri çekersiniz diyor.30 yaşında okumayı öğrenen,çingene bir ailede doğup büyüyen , milyoner olan ve daha sonra tüm parasını kaybeden bu dev görünümlü sevimli adam hayat hakkında çok net mesajla veriyor.”En iyi hislerinizi hissedin.En iyi davranışlarınızı yapın.En iyi hayatınızı yaşayın”

İkinci gün paralel oturumlar için beklemede kalın..

Ezgi

[plinker]

Yazar

Yorum Yaz