Size bugün ilginç deneyden bahsetmek istiyorum. Uzun zaman önce okumuştum hep aklımda yazmak vardı ancak geçen gün katıldığım bir eğitimde yeniden gündeme gelince mutlaka paylaşmalıyım diye düşündüm.

Konumuz kadınların iş hayatındaki algılanma biçimleri.

2003 yılında Amerika’da iki üniversite profesörü işyerinde erkek ve kadın algılarını analiz etmek için bir deney yaptılar. Girişimci bir kadın olan Heidi Roizen’in gerçek hayatta yaşadığı bir olayla başladılar. Olayda Roizen’in “dışadönük kişiliğini ve teknoloji sektöründeki en güçlü liderlerden oluşan geniş kişisel ve profesyonel çevresini kullanarak“ nasıl bir girişim sermayedarı haline geldiği anlatılıyordu.

Profesörler öğrencilerin yarısına Heidi’nin hikayesini okuma ödevi vermişlerdi diğer yarısı da aynı hikayeyi okuyacaktı ama tek bir farkla “Heidi” , “Howard” a çevrilmişti.

Daha sonra iki hikâyeyi okuyan öğrencilerin Heidi ya da Howard hakkında ne düşündüklerini soran bir anket yaptılar. Öğrenciler Heidi ve Howard’ı aynı derecede becerikli bulduklarını söylüyordu. Bu görüşleri anlamlıydı çünkü her ikisinin de sonuçta elde ettikleri aynıydı. Yine de öğrenciler hem Heidi’yi hem de Howard’a saygı duyuyor olsalar da Howard daha çekici bir iş arkadaşı gibi gelmişti.

Heidi bencil ve “birlikte çalışmak, işe almak ya da yanında çalışmak istemeyeceğin bir tip” olarak kabul ediliyordu. Tamamen aynı veriler, aynı hikâye ve aynı kelimeler olmasına rağmen tek bir fark –cinsiyet farkı- bu sonucu doğuruyordu.

Bu deney araştırmaların defalarca açık açık gösterdiğini bir kez daha vurguluyordu. Başarı ve sevilebilir olma erkekler açısından doğru orantılı olsa da kadınlar açısından ters orantıya sahipti.

Bir kadın işini iyi yaptığında hem erkek hem de kadın iş arkadaşlarının hepsi “işi iyi yaptığını fakat diğerleri tarafından çok da sevilmediğini” söyler. Aynı zamanda çok saldırgandır. İyi bir takım oyuncusu değildir. Biraz politik yönleri vardır. Güvenilmezdir veya zorludur.

Bu deneyden çıkarılabilecek birçok farklı sonuç olabilir. Ben en önemlisinin zihinlerdeki kalıplaşmış yargıların kırılmasının ne kadar zor olduğu olarak yorumladım kendimce. Bir kadın başarılı ise kesin arkasından gelen bir “ama” sı olmak zorunda mı?

Başarılı bir kadın neden zorludur ya da şöyle sorsam başarılı erkek zorlu değil midir?

Cam tavan, kırık basamak, kariyerde kadınların önüne koyulan çeşitli engeller sebebi ile zaten zorlanan kadın kendini kanıtlamak adına daha ne yapmak zorunda? Bu daha ne kadar böyle devam edecek?

Size bugün ilginç bir vaka çalışmasından  bahsetmek istiyorum. Uzun zaman önce okumuştum hep aklımda yazmak vardı ancak geçen gün katıldığım bir eğitimde yeniden gündeme gelince mutlaka paylaşmalıyım diye düşündüm.

Konumuz kadınların iş hayatındaki algılanma biçimleri. Sizi Heidi Roizen ile tanıştırmak isterim. Kendisi gerçek bir kişi yani anlatacağım tüm özellikleri gerçekten de kendisine ait.Silikon vadisinde girişimleri fonlayan bir kişi.

Video tam da bunu anlatıyor..

Sevgiler

Ezgi

Yazar

Yorum Yaz