Capture

Türkiye’de çalışan kadın olmak zor. Güzel ülkemde kadınların işgücüne katılım oranı sadece ama sadece %27. Okumuş kızlarımız evde oturuyor, bazen aile bazen eş çalışmasına izin vermiyor. Bazen de bence çok acı olmakla birlikte kişi çalışmama tercihini kendi veriyor. Ben o şanslı yüzde27  içindeyim. Ailemdeki bütün kadınlar çalışmış. Başka türlüsünü görmedim, bilmedim ve de düşünmedim. Bir kadının maddi bağımsızlığa sahip olması bence oldukça önemli. Bunu bir kenara koyarsak çalışan kadının sosyalleşme, kendini geliştirme ve kendini gerçekleştirme gibi manevi boyutları bence daha da önemli. Elinin hamuru ile erkek işine karışma diye atasözü olan bir ülkede erkekler ile eşit iş şansına sahip olmak özellikle de aynı maaşı almak için mücadele etmek çalışan kadınların yaşadığı temel sorunlardan birisi.

Çalışan kadının karşısında duran bir diğer büyük sorun ise çalışan anne olmak. Çünkü Türkiye’deki çalışma koşulları en çok çalışan anneleri zorluyor. Daha doğrusu anne olmak isteyen çalışan kadın demeliyiz. Çünkü bazı çalışma ortamları bu kararı dahi etkileme gücüne sahip. Çoğu kadın hamileliğini bu yüzden stres içinde geçiriyor. Kreş konusu çözülmediği için çok zorlanıyor. En kötüsü de destek görmediği için  yılıyor ve çalışma hayatından çekiliyor. Daha sonra dönmek istediğinde ise işe dönüş o kadar kolay olmuyor.

Çalışan annelerin yaşadığı sıkıntıları ve çalışan kadınların anne olmak konusundaki görüşlerini daha net anlayabilmek adına Danone Nutricia ve İpsos “Çalışan Annelerin İlk 1000 Günü” isimli bir araştırma yapmış. Amaç annelerin iş yaşamından kopmalarını engellenmesine ve kadın istihdamında sürekliliğin sağlanmasına katkıda bulunmak. Araştırma katılımcıları mavi ve beyaz yaka, anne, anne adayı, baba ve yönetici, toplam 1071 kişiden oluşmuş. Araştırma, kadınların iş yaşamlarını devam ettirmek için özellikle bebek sahibi olduktan sonra daha fazla desteğe ihtiyaç duyduklarını gösteriyor.

Bana göre ibretlik araştırma sonuçlarını iş yaşamındaki bir çalışan kadın , geleceğin annesi ve bir İK bloggerı olarak yorumlarım ile sizlerle paylaşmak istiyorum.(Bu konuda bir başka yazıyı sevgili İK Amatörü Ali Cevat Ünsal da blogunda yayınlamış. Kendisine bir erkek olarak bu konuya gösterdiği hassasiyet için teşekkür ediyorum. Yazı için lütfen tıklayınız.)

Araştırma sonuçları çarpıcı aslında aynı zamanda bir kadın olarak baktığımda oldukça üzücü. Araştırmaya göre :

  • İşgücünde olan kadınların %40’ı “evlilik ve çocuk bakımı” nedeniyle iş hayatını bırakıyor.
  • Kadınların yüzde 14’ü ilk bin gün içerisinde işinden ayrılıyor.
  • Çalışan annelerin yüzde 91’i çocuk bakımının ekonomik maliyetleri yüzünden işini bırakıyor.
  • Annelerin büyük kısmı iş yerlerinde kreş hizmeti olsaydı işi bırakmayacaklarını söylüyorlar.Çocuk bakımı için aile desteği bulamayan, geçim sıkıntısı içinde olan kadınların büyük çoğunluğu ise çaresizlik içinde işten ayrılıyor.
  • Kadınlar, işe devam etmek ve iş yaşamlarında daha verimli olmak için özellikle annelik döneminde daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor.
  • Süt sağma ve anne için dinlenme odalarının oluşturulması anneler için teşvik edici işverenler açısından da uygulanabilir desteklerin başında geliyor.
  • Buna göre, daha önce çalışan ancak şu anda çalışmayan annelerin yüzde 56’sı “Mutsuzluk, pişmanlık, sıkılmış, güvensizlik, işi özlemek, boşlukta olmak, asosyallik” gibi olumsuz duygular hissediyor.
  • Kadınlar, daha fazla çocuk sahibi olmak isterken ekonomik kaygılar ve bebek bakımındaki zorluklar nedeniyle ancak 2 çocuk sahibi olmayı planlayabiliyor.
  • Her 5 iş görüşmesinden birinde çocuk planları konuşuluyor! Böyle özel bir konunun mülakatlarda konuşulmasını gerçekten anlayamıyorum. Kişinin özeli değil midir bu ?
  • Yöneticiler yüzde 91 oranında işyerlerini anne baba dostu olarak değerlendiriyor ama işyerlerinin sadece yüzde 2’si kreş için maddi yardım veriyor, sadece yüzde 5’inde kreş ve sadece yüzde 9’unda süt sağım odası var.
  • Annelere yasal doğum iznine ek olarak ücretli izin hakkı tanıyan işyerlerinin oranı ise sadece yüzde 23.
  • Araştırmaya göre kadınların yüzde 43’ü işle dönüşle ilgili endişe yaşıyor. Özel sektörde bu oran uzun çalışma saatleriyle bağlantılı olarak yüzde 46’ya yükseliyor.
  • Annelerin yüzde 62’si yasal süt iznini kullanabiliyor. Bu oran beyaz yakalarda daha fazlayken mavi yakalarda düşüyor.

Araştırmaya göre anneler hemen hemen tüm destek fikirlerini beğense de ilk beş sırada şu istekler ön plana çıkıyor:

  1. Şirketin yakın bir kreşle anlaşıp bakım hizmeti sağlaması (yüzde 97)
  2. Şirketin kendi bünyesinde kreş açması (yüzde 97)
  3. 1 yıl süren günde 1,5 saatlik süt iznini 2 yıla çıkarmak (yüzde 96)
  4. 16 haftalık yasal doğum iznini 24 haftaya çıkarmak (yüzde 95)
  5. Kreş için aylık 150 TL maddi destek (yüzde 95)

Toplumsal eşitlik ve kalkınma için kadınların iş yaşamına katılımı, üretebilmeleri çok önemli. Ekonomimizin büyümesi için bu şart. Kadının istihdamı toplumsal eşitlik ve kalkınmada en önemli göstergelerden biri. Bu amaca hizmet eden anne baba dostu uygulamalar tüm şirketlerde yaygınlaştırılmalı.Kadının işgücüne katılımı teşvik edilmeli, işe alımda pozitif ayrımcılık uygulanmalı. İş hayatında kadınları ve de özellikle anneleri daha çok ve daha güçlü görebilmek dileği ile..

Araştırmanın bir de videosu var..Buyrunuz..

Ezgi

Yazar

Yorum Yaz