Journey

Koçluk kavramı ile ilk tanışmam çok uzun yıllar önceye dayanır. İlk iş deneyimim olan bankacılık sektöründe çalışırken ilk kademe yöneticim koçluk eğitimi almaya başladığında ilk kez duymuştum. Tabi çok kapsamlı bilgim olmadığından ve de kariyerimin çok başında olduğumdan o dönem konunun üzerinde yeterince düşünme fırsatım olmamıştı.

Gel zaman git zaman koçluk bir nebze daha bilinir hale geldiğinde ise önyargılarımın kurbanı oldum. Bu önyargılar şunlardı : Koç dediğin 45 yaş üstü, yöneticilik tecrübesi görmüş geçirmiş, tabiri caiz ise ununu elemiş eleğini asmış,kelli felli insanlardan olmalıydı. Neden böyle bir önyargı kalıbı oluşturdum emin olamasam da belki de bu alana ilk giren kişiler bu tanıma uyduğu için bende de böyle bir algı kalmış olabilir.

Bir diğer kırılma noktası ise benim “koç patlaması” olarak tabir ettiğim yani herkesin profesyonel hayattan çıkıp bir şey koçu (yaşam-kariyer-öğrenci-yönetici ) olduğu ama ne nedir tam da bilinmeyen döneme denk gelir. Bu dönemde koçluk ile ilgili bir şeyler yapmak istememe rağmen hakkını verememekten çekindiğinden adım atmaya bir türlü karar verememiştim. Kime bu niyetimi açıklasam “Ya baksana herkes koç, etraf koçtan geçilmiyor” minvalinde sözler duymam beni oldukça demoralize etmişti. İnsan Kaynakları alanında çalışan biri olarak koçluk hakkında diğer alanlara göre daha fazla bilgim olmasına rağmen yine de tedirginlik duymuştum.Bu mesleği (neyse ki artık koçluk bir meslek olarak tanındı) hakkı ile yapan kişiler ile tanıştıkça ve ICF gibi kurumlar hakkında bilgi sahibi oldukça fikrim elbet değişti.

Bir sonraki hamlem eğitime başlamadan koçluk alarak koçluğu deneyimlemek oldu. Aklında koçluk eğitimi almak olanlara mutlaka koçluğu danışan olarak deneyimlemelerini tavsiye ederim. Hatta mümkünse bir kaç farklı koç ile çalışma şansı bulurlarsa bence çok şey katar . Zaten eğitimlere başladığınızda bol bol danışan rolüne de girmeniz gerekecek önden deneyimlemenin ve koçluğun etkisini görmenin ayrı bir değeri olduğu görüşündeyim.

Her şeyin bir zamanı vardır derler ben buna gönülden inananlardanım. Öyle ki koçluk eğitimine başlamayı uzun yıllardır düşünüp planlamama rağmen kısmet 2018 yılı sonuna imiş. Seçtiğim eğitim şirketine uzun araştırmalar sonucunda karar verdim. Piyasadaki hemen her şirket ile görüştüm diyebilirim. Kararımı içime en sinen , bana en iyi hissettiren şirket yönünde kullandım.Eğitim almak isteyenlere önerim mutlaka eğitim şirketinin ICF akredite olup olmadığını öğrenmeleri olacak. O kadar çok şirket koçluk sertifika programı yapıyor ki daha ucuz ya da online diye bu şirketleri tercih edenlerin sayısı da bir hayli yüksek. Gün sonunda hayal kırıklığına uğramak istemiyorsanız araştırmanızı titizlikle yapmak faydalı olacaktır.

Şu ana kadar tamamladığım kadarı ile koçluk benim için keşfedilecek yeni bir yol ve bu yeni yolda yürürken karşıma çıkacaklar beni oldukça heyecanlandırıyor. Koçluk eğitimine başladıktan sonra içe dönüp kendimi tanımaya ve anlamaya daha çok zaman ayırır oldum. İlk modülün ilk gününde eğitmenimiz  “Bu akşam buradan aynı insan olarak ayrılmayacaksınız” demişti gün içinde ne yaşayacağımı elbette bilemediğimden abartıyor diye düşünmüştüm. Ama haklıymış. Geçtiğimiz hafta sonu temel koçluk eğitimimi tamamladım. Yolculuğun ilk kısmı tamamlandı ama bence asıl yolculuk yeni başlıyor.

Çok yoğun, keyifli, farkındalıkla dolu ,inanılmaz bir öğrenme ortamıydı benim için. Yolculuğumu daha da anlamlı hale getiren o kadar güzel insan tanıdım ki…

Şimdi bu yol beni nereye götürür bilinmez ama deneyimlemek için sabırsızlandığım da bir gerçek. Koçluk yolculuğum ve koçluk üzerine paylaşımlarım devam edecek.

Ezgi

*2019 un ilk yazısı benim için yepyeni bir yolculuğun başlangıcı olsun istedim.

Yazar

2 Yorum Var

  1. Ezgi’ cim, bu yazın da diğer yazıların gibi oldukça güzel ve içten olmuş. Ben de iyi ki bu yolculuğa çıkmaya karar verip önce kendimizi, sonra da birbirimizi tanımışız diyorum hep 🙂 Koçluk serüveninin başarıyla devam etmesi dileğiyle…

Yorum Yaz