Home / Genel / 12 Öfkeli Adam ile Müzakere Sanatı Üzerine Karalamalar…

12 Öfkeli Adam ile Müzakere Sanatı Üzerine Karalamalar…

12-Öfkeli-Adam-Poster

1957 yılında sıcak bir New York yaz gününde,  12 kişiden oluşan bir grup jüri toplanmış ve bir davayı tartışmaktadırlar. Dava, fakir bir mahallede yaşlı babasının cinayetiyle suçlanan 19 yaşında bir çocukla ilgilidir. Amerikan yasalarına göre jürinin kararı (suçlu veya suçsuz olmak üzere) oybirliğiyle olmalıdır çünkü tartışılan ceza elektrikli sandalye ile idamdır. Eğer kararda oybirliğine varılamazsa jürinin kendini feshetmesi ve davanın başka bir grup jüri tarafından yeniden görüşülmesi gerekmektedir. Ancak jürilerin 11’i bu davanın birkaç dakika içinde (gencin aleyhine) çözüleceğine inanırken bir jüri ( 8. jüri) çocuğun ”suçsuz” olduğuna kanaat getirir. Diğer jüriler her ne kadar bu karara karşı çıkıp adamı kararını değiştirmeye çalışsalar da 8. jüri oralı olmaz. 8. jüri böyle mühim bir konuyu tartışmadan yargılamak istemediğini açıklar ve delillerin üzerinden hep beraber geçmeye başlarlar.12 Öfkeli Adam filmi bu şekilde başlar ve devam ettiği 1,5 saatlik zaman diliminde bize müzakere sanatına dair enfes ipuçları ve uygulama örnekleri bırakır.Buradan hareketle müzakare üzerine öğrendiğim bazı bilgileri sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Müzakere biz Türklerin çok ta hakim olduğu bir alan değil müzakereyi genelde münakaşa olarak sürdürme eğilimimiz var. Sanırım Akdenizlilik bunu gerektiriyor. Aslında müzakere kelimesi çoğumuzun gündelik hayatta pek sık kullanmadığı fakat  farkında bile olmadan neredeyse her gün kendisini içerisinde bulduğu bir kavram. En temel tanımı ile bir konu ile ilgili olarak iletişim yoluyla bir karara varmak ya da anlaşmaya varmak olarak düşünebiliriz. Bazılarımız bu konuda doğuştan yetenekli, bazılarımız ise kendilerini biraz daha geliştirmek zorunda.Arapça’dan gelen ve kökeni zikretmek olan müzakerenin en temel tanımı, karşılıklı iletişim. Anlaşmazlık durumlarında, bu anlaşmazlığı aşıp ortak bir faydaya ulaşmak için yürütülen, hedefi olan, sistematik ve stratejik bir süreç.Biraz tozlu eskilerden bir kelime anlayacağınız.

Robert R. Blake ve Jane Mouton’ın İkili İlgi Modeli’ne göre bireyler çatışmaların çözümünde “kendi amaçlarına” ve karşı tarafın amaçlarına” yönelik olarak hareket etmektedirler. Film boyunca çatışma anlarında bu 12 kişinin sahip olduğu farklı müzakere stillerini görürüz.Modelde 5 farklı tarzdan bahsedilir.Uyuşmacı (Teslimiyetçi), Problem Çözücü (İşbirlikçi),Uzlaşmacı (Taviz Veren),Kaçınmacı (İhmalkar) ve Rekabetçi (Hükmedici) tarzlara sahip rekabetçi jüri üyeleri farklı sahnelerde ve farklı varyasyonlarla bir araya gelirler ve kendi fikirlerini savunurlar.Bu sahnelerde hangi jüri üyesi çatışma çözümünde nasıl davranıyor gözlemleyerek izlemek ve sonuçlarını görmek gerçekten oldukça keyifli.

Müzakere farklı duyguların yaşandığı aynı zamanda stratejik düşünme,alternatifleri görebilme,karşı tarafı gözlemleme gibi farklı yetkinlikler gerektiren bir süreç.Filmdeki hemen her sahnede bunu sıklıkla görüyoruz.İnişler-çıkışlar,seslerin yükselmesi,vücut dilinde hisedilen gerginlikler ,8. Jürinin her bir diğer jüri üyesinde göre değiştirdiği yaklaşımı filmin etkisini daha da arttırıyor.

Müzakereyle ilgili olarak yazılmış olan kitaplarda kabul görmüş tek bir söylem varsa o da kesinlikle  “Herkes birer müzakerecidir” olmalı.Bu şu anlama geliyor hayatta müzakere etmek kaçınılmaz farkında olarak ya da olmayarak hepimiz gündelik hayatta kendimizi bazı şeyleri müzakere ederken buluyoruz.Bu filmde olduğu gibi bir davada tanımadığınız 11 kişiye karşı kendi görüşünüzü savunmakta olabilir ;arkadaşlarınızla hangi restorana gideceğiniz hakkında yaptığınız konuşmada, araba alırken satıcı ile pazarlığınız veya hangi işi kim yapacak yönetici ve ekibinizle yapmış olduğunuz toplantı da aslında bir müzakere süreci.

Duyguların müzakare sürecinde oynadığı rol oldukça büyük şüphesiz.Öyle ki müzakarede başarılı olmak aslında duyguları ne kadar iyi yönetebildiğinle de eş anlamlı.İyi  bir müzakareci de bulunması gereken en büyük özelliklerin başında duygu yönetimi geliyor.Kendi duygularımızı yönetmek ilk aşama iken bu duyguları karşı tarafa ne şekilde yansıttığımız da ikinci aşama olarak karşımıza çıkıyor.Örneğin sinirli olan ve görünen müzakereciler hem sinirlerini kontrol altına almak hem de bunu karşılarındakilere daha az yansıtmak için ellerinden geleni yapmalı.Müzakere süreci ilerledikçe ortaya çıkan duygular da çeşitlilik gösterir.Kaygı genelde müzakerenin ön aşamalarında veya öncesinde ortaya çıkar. Öfke ve heyecan müzakerenin en hızlandığı zamanda oluşur. Hayal kırıklığı, üzüntü ve pişmanlık genelde müzakere sonrasında görülür.

Bence müzakere kesinlikle pratik yapılması ve üzerinde çalışılması gereken bir beceri.Kendi adıma özellikle iş hayatında olması gereken kritik becerilerden biri olduğunu düşünüyorum.Bu beceri de tüm alanlarda olduğu gibi sık sık bu konu üzerinde çalışarak gelişecek.

Müzakareyi münakaşa olarak sürdürmemeniz dileğiyle..

Not : Büyükşehir Belediye tiyatrolarında filmin  tiyatro oyunu da sahnelenşyor ilgilenenler için yazar notu olsun :)

Ezgi

Check Also

cultstratbreak

Kültür Stratejiyi Kahvaltıda Yer !

Başlıktaki sözün modern yönetimin kurucusu Peter Drucker’a ait olduğu söylenir eminim duymayanınız da yoktur.Ben son …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir