Home / Genel / Konfor alanından çıkmak ya da çıkmamak..İşte bütün mesele bu..

Konfor alanından çıkmak ya da çıkmamak..İşte bütün mesele bu..

comfort

Uzun yıllardır aynı şirkette aynı pozisyonda çalışıyorsunuz. Kendiniz için şirketinizde bir gelecek göremiyorsunuz. İşinizin size hiç bir şey katmadığını düşünüyorsunuz. Göstermeniz gereken performansın %20 si ile bile işleri halledebiliyorsunuz. Gün geçtikçe daha demotive ,mutsuz ve huysuz  bir insan haline dönüşüyorsunuz. Kafada deli sorular bir yandan gitmek istiyorsunuz diğer yandan arka planda bir şey sizi durduruyor. Şimdi yeni bir şirket kendini tanıt , iş yapış şekillerini öğren ,her şeye hakim olmaya çalış kim uğraşacak diye düşünüyorsunuz. Mevcut şirketinizde her şeyi biliyorsunuz tamam biraz mutsuzsunuz ama idare edebileceğini düşünüyorsunuz. İşte tehlike çanları burada çalmaya başlıyor artık bu konfor alanınızın artık azap alanına dönmeye başladığının bir göstergesi.

Ama önce konfor alanı nedir ne değildir bir bakalım. Kişinin az çabayla bile ortalama bir başarı yakaladığı ve bunun sonucunda da kendini en rahat hissettiği alana denir. Kişi konfor alanı içinde bulunan her şeye ve olan bitene hakim olduğu duygusunu yaşar ve bu kontrol duygusu kişiye özgüven verir. Konfor alanında kalmak güvenlidir. Risk azdır ve otomatik pilotta işleyen enerji gerektirmeyen bir sabitlik söz konusudur. Konfor alanı çok rahat ve güvenli bir ortam sağlasa da, içinden ara sıra da olsa çıkılıp farklı alanlar keşfedilmezse, uzun vadede tekdüzelik, sıkıntı, gerileme ve performans düşüklüğü getirmesi muhtemeldir.

Okuduğum makalelerin birinde tarihte konfor alanı kavramına ilk değinenin Platon olduğundan bahsediliyordu. Doğdukları andan itibaren yüzleri mağara duvarına dönük zincirlenen insanların yanlarındaki diğer insanları bile görmeden sadece gölgeler görmesi, hayatın sadece bu görüntüler olduğunu zannetmesi ve günün birinde birinin zincirleri kırarak mağaradan çıkması ile dışardaki hayat ile yüzleşmesi örneği ile ilk defa  konfor alanına değinmiş Platon. 1908’de iki psikolog tarafından adı konmasa da yapılan tanıma göre, konforlu bir durum kişinin sabit bir performans göstermesini sağlıyor. Maksimum performans için ise, bir kaygı eşiği gerekiyor. Bu psikologlara göre, stres seviyesinin normalden yüksek ancak panik yaratacak kadar aşırı olmadığı durumlar kişilerin en üretken ve verimli oldukları zeminleri yaratıyor.

Konfor alanı yanında 2 arkadaş ile geliyor. Bunlardan ilki “öğrenme alanı” yani konfor alanının bir adım ötesi, gerçek hayat ve rekabet dünyası. Aynı zamanda öğrenme, gelişim ve başarı alanı. Hem insanlar, hem işletmeleri başarıya taşıyan, büyüten ve geliştiren, sorumluluk ve mücadele alanı. Konfor ve ezberlerin bozulduğu, değişimin başladığı, çoğu alışkanlıkların yıkıldığı yer. Aynı zamanda, özgüvenin arttığı, kaygıların azaldığı, doğal hayata uyumun sağlandığı alan. Diğeri ise “panik alanı” konfor alanının iki adım ötesi. Korku, huzursuzluk, çaresizlik, umutsuzluk, saldırganlık gibi hallerin bulunduğu denge ve kontrolün kaybedildiği alan.

Konfor alanımızı kendi kendimize sorgulayabiliriz.. Eğer her gün aynı şeyleri yapıyor, aynı yemekleri yiyor, aynı yerlerde geziyor, aynı yollarda yürüyorsak, farklı deneyimler yaşamaktan çekiniyorsak konfor alanımızı korumaya çalışıyoruz demektir. Bu aslında yanlış bir şey değildir. Çünkü insan fizyolojisi gereği daha az enerji ve uğraşla daha rahat yaşamaya meyillidir. Ancak ilerlemeyi, yeni şeyler öğrenmeyi, kendinizi geliştirmeyi veya kariyer yapmayı hedefliyorsanız konfor alanınızın dışına çıkmak zorundasınız.

Kendi adıma diyebilirim ki ben rutinlere bağlı yaşarım ; hayatımdaki büyük değişiklikler beni ciddi anlamda etkiler. Yani konfor alanım benim için oldukça değerli bu alanın bozulmaması için mümkün olduğunca az değişiklikle yaşamayı tercih ederim-daha doğrusu ederdim. Son haftalarda kendimle kavga halindeyim. Daha basit ifade ile  “aklım bir şey istiyor, kalbim başka bir şey” .Kendimi özgürleştirmek içinde bulunduğum korunaklı akvaryumdan çıkmak için kendimle savaşıyorum çünkü öğrenme alanına geçmem gerek hem kariyerim hem de kişisel gelişimim için.

Bir adam ormanda yürüyüş yaparken kaybolur ve akşam olmak üzeredir. Hızla yürümeye devam eder pervasızca, sonrasında bir küçük ev görür, kapıyı çalar ve su ister. Kapının önünde kıpırdamadan duran ve durmadan uluyan bir köpek vardır. Ev sahibiyle biraz sohbet ettikten sonra sorar: “Niçin durmadan uluyor?” Köpeğin sahibi de; “Oturduğu yere çok alışkın ancak onu orada rahatsız eden bir çivi var” der. Adam “Öyleyse yerini değiştirsin, özgür ki” diye yanıt verir. Köpeğin sahibiyse “Şimdilik sadece canını biraz acıtıyor o da yerini değiştirmiyor ancak katlanılamaz duruma geldiğinde oradan kalkacak çünkü orası onun için şimdilik çok rahat” der.

Konfor alanını tam olarak özetleyen bu hikayeyi ilk okuduğumda çok hoşuma gitmişti. Sizlerle de paylaşmak istedim. Dilerim sizin çivinin acısı dayanılmaz hale gelmeden yerinizi değiştirebilirsiniz.

Sevgiler
Ezgi

 

 

 

Check Also

12-Öfkeli-Adam-Poster

12 Öfkeli Adam ile Müzakere Sanatı Üzerine Karalamalar…

1957 yılında sıcak bir New York yaz gününde,  12 kişiden oluşan bir grup jüri toplanmış …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir