Home / Genel / Hayat Çalışmaktan mı İbaret ? İşiniz Hayatınız mı ?

Hayat Çalışmaktan mı İbaret ? İşiniz Hayatınız mı ?

Capture

Hayat çalışmaktan mı ibaret ? Hayatınız yalnızca iş mi yani sizin için ? İşiniz olmazsa ne olur hiç düşündünüz mü ? Çalışmak için mi yaşayanlardan mısınız yoksa yaşamak için çalışanlardan mı ? Sizin için de amaç ve aracın birbirine karıştığı zamanlar olmuyor mu ? Çok soru sordum biliyorum ama sabredin bir kaç  sorum daha var.

İşiniz sizi her şeyden fazla mı heyecanlandırıyor, işle uğraşmadığınız zamanlarda, kendinizi işe yaramaz mı hissediyorsunuz,  yaptığınız fazla mesailer ailenizle ya da arkadaşlarınızla olan ilişkilerinizi olumsuz mu etkiliyor, dinlenmiyor, eğlenmiyor işten başka hiçbir şeye vakit ayırmıyor musunuz?

Peki varsayalım ki bir gün işsiz kaldınız , şirket battı , kovuldunuz ya da emeklilik zamanı geldi o zaman ne olacak ?

O tüm zamanınızı alan işiniz olmadığında kendinizi nasıl hissedeceksiniz ?

Sizin için hayat bitmiş mi olacak ? Sonrası koca bir boşluk mu ?

Son sorum tüm cevapları evet olanlara. Neden böyle ?

Durun ben söyleyeyim çünkü siz bir “işkoliksiniz“.

Çok çalışmak olarak nitelendirilen işkoliklik aslında bir nevi çalışmadan duramama hali. İnsan işi gereği bazen çok çalışabilir. Fakat davranışsal olarak farkına varmadan gelişen bu alışkanlık zamanla beynin odaklanmasını değiştirebiliyor. Bu nedenle aslında farkında olmasak da çok çalışmanın süregelen bir hale gelmesi zamanla çalışmadan duramama haline dönüşüyor.

İşkolik, uyku saatleri dışında, günün hemen hemen tamamını çalışarak geçirir. Eve iş getirir ve her fırsatta işini düşünür. İşin dışında kendisine, varsa hobilerine, ailesine ve yakın çevresine ayıracak zamanı yoktur. İnsanlar, işkolik olduklarını, eşlerinin, çocuklarının ve yakın sosyal çevrelerinin, hatta iş arkadaşlarının yakınmalarından anlayabilirler.

Bugüne kadar işkolikler ve işkoliklik ile ilgili yapılan araştırmalardan çok önemli sonuçlar çıkıyor. Family Journal dergisinde yayınlanan bir araştırma, işkoliklerin çocuklarının daha depresif olduklarını ve boşluğunu hissettikleri ebeveyn davranışı geliştirdiklerini gösteriyor. Journal of Family Therapy’de yayınlanan bir başka araştırmadan çıkan sonuç, işkoliklerle evli kadınların ayrılma ve boşanma oranlarının daha yüksek olduğunu söylüyor. Sex Roles dergisinde yayınlanan bir diğer araştırma ise eşit derecede işkolik olan kadınların stres katsayısının erkeklerden daha fazla olduğunu, buna da ev ve çocuklarla ilgili ilave sorumluluklarının sebep olduğunu gösteriyor.

İşkoliklik, psikolojik sorunların yanı sıra, fiziksel rahatsızlıkları da beraber getiriyor. Yoğun iş temposu, kişinin fiziksel olarak da zarar görmesine yol açıyor. İşlerini hayatlarının odak noktasına yerleştirdiklerinden üzerlerinde sürekli stres ve başarı baskısı hissediyorlar, bu da onları sürekli alarm halinde yapıyor. Migren, depresyon, sırt ağrıları, kalp krizi olasılığı işkoliklerde en çok görülen rahatsızlıkların başında geliyor.

Eskiden işkoliklik, ofiste geçirilen uzun saatler ya da eve taşınan dosyalarla teşhis edilirken bugün yatmadan önce ya da tuvalette elinde telefon olması kadar doğal sayılabilen bir davranışın arkasına gizlenebiliyor. Teknoloji ve değişen iş yapış şekilleri artık zaman ve mekan kavramını hiçe sayıyor. Akıllı telefonlardan her an her saniye gelen e-mailleri cevaplama zaman içinde farkında olmadan yapılan bir tik haline gelmeye başlıyor.

İşkolikliğin sonuçları bu kadar ciddi olunca iş-yaşam dengesi her zamankinden de önemli hale geliyor. İşkoliklik seviyesinde bütün zamanını işine adayan, kendine ait hiçbir sosyal hayatı olmayan kişiler yeri geliyor işlerini hobi sanıyor.Uzmanlara göre sonucun ne olduğu önemli değil. Hastalık, stres ya da boşanma… İşkoliklik sağlıksız bir durum ve düşünülenin aksine işkoliklik seviyesinde çok çalışmak uzun dönemde iş verimliliğini de azaltan bir faktör.

5 bin kişinin katılımıyla gerçekleşen ‘Y kuşağı da işkolik mi?’ araştırması ile işkoliklikle kuşaklar arasında ilişki olup olmadığı belirlenmeye çalışılmış. Sonuç şu ki işkoliklik kuşaklara göre farklılık göstermemiş. Her yerde konuşulan kuşak farklılıkları konu işkoliklik olunca ortadan kalkmış gibi görünüyor. Araştırmaya göre farklı kuşakların çalışma hayatına bakış açılarında farklılık olsa da işkoliklik konusunda aralarında fark yok.

Amacım bu yazıyı okuyan kişilerin kendilerine dönmelerini sağlayıp biraz da olsa düşündürtebilmek.Hayatımızın yalnızca işten oluşmadığını, yaşamak için çalıştığımızı hatırlatabilmek.Peki varsayalım ki bir gün işsiz kaldınız ya da emekli oldunuz ? Ee dünyanın sonu değil ya başka bir iş bulursunuz ya da kendi işinizi kurarsınız. Belki de bu dinlenmek için bir fırsattır. Çok çalıştığınız dönemde ihmal ettiğiniz aileniz,sevdikleriniz ve arkadaşlarınızla arayı kapatmaktır. Zaman ayıramadığınız hobinizi sürdürmek yada yeni bir hobiye başlamaktır kim bilir. Belki de yıllardır uğraşmak istediğiniz gönüllü faaliyetlere katılmaktır..

Ezgi

 

Check Also

Resilience : Yeni Yüzyılda Aranan En Önemli Yetkinlik

Resilience kavramının tarihi çok eskilere kadar uzanmaktadır. Öyle ki ilk defa Montaigne tarafından 16. yüzyılda irdelendiği …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir