Dikkat bu yazı bir armağan niteliği taşımaktadır.

IMG_3944

Ben bir ablayım. Abla anne yarısı gibidir bilenler bilir. Kardeş ile anne-baba arasında hem köprü, hem darbe emici hem iş bitirici hem de sorun çözücüdür. Kardeşim benden 7 yaş küçük, ben ilkokula başladığım sene doğdu. Ona da ara sıra takıldığım gibi aslında ben olmasam o olmayacaktı. Anaokul dönemimde hiç paylaşımcı bir çocuk olmadığımdan öğretmenlerim aileme bir kardeşim olursa bunun değişebileceğini söylemiş. İyi ki de söylemiş.

Adını doğmadan koyduğum kardeşimi annemin karnında beklediğimi hatırlıyorum. Ben kardeşini doğmadan görebilen ablalardanım. İlk bağımız onu ultrasonda ilk gördüğümde kuruldu. Doğduğu günü hatırlıyorum soğuk bir Ocak günü daha birinci sınıfın ilk dönemi bitmemişken. Küçük, pembe renkli ve sürekli ağlayan bir bebek hayal edin. Küçük bir kız çocuğu için oyuncak bir bebek yani.

İlk yaşlar hem onunla oynayıp hem yaptığı yaramazlıklara kızarak geçti. Erkek bir kardeş sahibi olanlar belki o dönemleri hatırlar. Bende anı olarak bir kafa yarılması,2 diş dökülmesi ve daha sayamadığım nice savaş yarası kalmıştır.

Her yaşta abla-kardeş ilişkisi farklı bir hal alır. Küçükken oyun arkadaşı-oyuncak çevresinde dönen ilişki, okul dönemi ile birlikte yeni şeyler öğrenilen, birlikte keşfeden bir hal alır. Yaşlar büyüdükçe ve aradaki sınıf farkı okul düzeyinde ayrıldıkça (bizde ilkokul ve liseydi bu ayırım) koruma içgüdüsü tavan yapar. Bir dönem hayranlık ve örnek alma çevresinde gelişen ilişki zamanla herkesin özel hayatı nedeni ile birbirinden ayrı raylarda ilerlese de aynı karnı paylaşmanın kişilere verdiği bu bağ asla kopmaz.

Ablalık değişik bir duygu.Kendinden önce kardeşini düşünmek çok doğal bir içgüdü boşuna anneliğin yarısı demiyorum. Onun sahip olmasını istediğin için kendin istediğinden vazgeçmek, önceliği her zaman ona vermek, isteklerine zaman zaman hayır diyememek, başına bir şey gelecek diye endişelenmek doğal ablalık içgüdüsü.

Bu yazıyı kaleme almamın benim için oldukça önemli bir sebebi var. Hangi yolda ilerleyeceğine 5 yaşında iken “Ben doktor olucam” diyerek karar veren ve hedeflerini çok önceden belirleyip hep onlara göre ilerlemeyi kendine prensip edinen kardeşim bugün üniversiteden hem de Tıp Fakültesi’nden bir doktor olarak mezun oldu. Bu anlatılması, kelimelere dökmesi çok zor ama inanılmaz gurur verici bir duygu. Bende ona bir hediye olsun ve internetin sonsuz boşluğunda bir anı kalsın diye paylaşmak, yazmak istedim.

Beni çok duygulandıran diploma alma anı ve Hipokrat yemini videolarını sizlerle de paylaşıyorum heyecanıma ortak olmanız dileği ile..

Ezgi


 

Yazar

Yorum Yaz